Feyzullah Çınar’ı Özlemle Anıyorum.

Üstat Feyzullah Çınar’ı Hakk’a yürüyüşünün 37. yılında saygı, sevgi ve özlemle anıyorum. Kasım 2004 yılında, Serçeşme Dergisinde yayınlanan bu yazımı anısına yeniden paylaşıyorum.

Aşk ile.



Foto: 24 Ekim 2006 tarihinde, Divriği Kültür Derneğinde "Feyzullah Çınar Anma Etkinliği"nde. 

FEYZULLAH ÇINAR, 24 EKİM 1983 TARİHİNDE HAKK’A YÜRÜDÜ

Ölümünün Yirmi Birinci Yılında Koca Çınar, Feyzullah Çınar’ı Anıyoruz

Ozanlar diyarı koca Sivas’tan
Büyüyen dost Çınar göçtü de gitti
Çamşıhı diyarı Çamağa köyünden
Yetişen dost Çınar göçtü de gitti

Özden bağlanmıştı Hacı Bektaş’a
Muharrem ayında girdi toprağa
Yıllardır haykırdı sazıyla
Savaşan dost Çınar göçtü de gitti1

FEYZULLAH ÇINAR, 1937 yılında ozanlar diyarı Sivas Çamşıhı’nın Camağa köyünde doğdu. Baba Mansur soyundan gelen dede ve halk ozanlarımızdandır. Beş yaşında bağlama çalmayı öğrenmeye başlar. Pir Sultan Abdal’ı, Kaygusuz’u, Virani’yi cemlerde dinleyerek buyur. 14-15 yaşlarında ise iyi saz çalıp, deyiş söyleyen bir kişidir artık.

Genellikle Pir Sultan Abdal, Hatayi, Agâhi, Sıtkı Baba, Ruhsati, Seyrani, Davut Sulari, Derviş Kemal, Mihneti ve İbreti gibi ustaların eserlerini okur.

Feyzullah Çınar’ın yaşamında Pir Sultan Abdal’ın ayrı bir yeri vardı. Ondaki saz çalıp türkü söyleme isteği Pir Sultan’a olan hayranlıktan, sevgiden başlamıştır. Onun şiirlerini söyleyebilme, onun kavgasını sürme istemi ile başlamıştır çalışmaya. Bugün de dünyanın en büyük kavga şairi olan Pir Sultan Abdal’a derin ve sarsılmaz bir bağlılığı vardı.2

Genç yaşında gurbete çıkar. “Taşı toprağı altın İstanbul” ozan için de umut kapısıdır. Geçinebilmek için ne iş bulsa yapar. Unkapanı’nda soğan, patates taşır, hamallık yapar.

Feyzullah Çınar’ın İstanbul’la ilgili bir anısını Mahmut Erdal, Yine Dertli Dertli İniliyorsun adlı kitabından şöyle aktarıyor:

Yıl 1956. İstanbul’da beraber çalıştığı yakın koylusu Cuma adında bir arkadaşıyla ortaklaşa iki buçuk liraya bir milli piyango bileti alırlar. Çekilişte kırk bin lira çıkar. Çeyrek bilet olduğu için, on bin lira alırlar ve paylaşırlar. İşi bırakır, binerler kara trene. Güle oynaya Çamşıhı’na gitmek için koyulurlar yola. Bir ara uykuları gelir, başlarlar uyumaya. O esnada tren görevlisi Cuma’nın omzuna dokunarak biletini sorar. Cuma uyku sersemliğiyle piyango biletini istiyor zanneder. Ve Cuma aklını oynatır. Güçlükle köye getirilen Cuma, yakınları tarafından akıl hastanesine yatırılır. Feyzullah ise koyun sürüsü aldı, Divriği’nde dukan açtı. Yürütemedi.

Ve sazını alır yeniden çıkar gurbet yolculuğuna. Bu sefer, Ankara’ya gider. Bir daha köye dönmemek üzere. Burada da işleri iyi gitmez. İşsizlik bir yandan, söylediği türkülerden dolayı sürekli baskı altında kalmak diğer yandan. Çok genç yaşta kaybettiğimiz ozan Murtaza Yalçın o günleri şöyle anlatıyor:

Yetmiş-yetmiş uç arası kesin hatırlamıyorum, rahmetli Feyzullah Çınar işsizliğin vermiş olduğu çok büyük bir yokluk içindeydi... Fikret Otyam’la bir gün Tuzluçayır’da Feyzullah Çınar’ın evinde aşure yiyoruz. Fikret Otyam, Feyzullah Çınar için Ankara belediye başkanı Vedat Dalokay’a bir kart yazdı. Dalokay kartı alır almaz Koca Çınar’ı Ankara belediyesinde çöpçü kadrosunda göreve başlattı.3

Feyzullah Çınar, Türkiye’yi bir uçtan bir uca birçok kez dolaşır. Gittiği yerlere türküleri, deyişleri taşır. Kendisi de bu kanalla derlemeler yapar, dağarcığını genişletir. Birçok ozanla tanışır, dost olur.

Alevi-Bektaşi ozanlarının içinde kırsaldan kente göçmüş, ancak geleneksel kültürden hiçbir şey yitirmeden sanatını uygulamış ender kişilerden biridir. O geleneksel kültürünü yaşatarak içinde bulunduğu toplumun sorunlarını dile getiren bir ozandır.4

Özgürlüğün kutsal tacı
Aklıselim başta gerek
Tok olan ne bilsin acı
Tokun kalbi taşta gerek

Söylemiş olduğu Derviş Kemal’in bu dörtlüğündeki gibi, toplumsal içerikli türkülerden, Alevi-Bektaşi deyişlerden, duvaz-ı imamlardan ve nefeslerden dolayı sık sık gözaltına alınır. Dayaktan dişleri kırılır.

Sinemamızın dev ismi Yılmaz Güney ile halk müziğimizin Çınarı cezaevinde tanışır, onunla güzel bir dostluk kurar. Çınar, daha sonraki yıllarda Âşık Zamani’nin “Yılmaz Yılmaz” adlı eserini söylemekten dolayı da tutuklanır. Feyzullah Çınar, sadece sazı ve sözüyle toplumsal muhalefette yer almaz. O, örgütlü mücadelenin topluma ve bireylere neler kazandıracağını da iyi bilmektedir. Onun için, 1973 yılında kurulan Halk Ozanları Derneği’nin kurucuları arasında yer almış, demokrasi ve hak mücadelesini orada yürütmüştür.

Bir yüzünde Âgâhî Baba’nın Fazilet adında ki deyişi, diğer yüzünde Malatyalı Esiri’nin Şah Hüseyin’e Mersiyesi olan ilk plağını 1966 yılında seslendirdi. Bu plak iki yüz binin üzerinde satış yaptı. “Feyzullah Çınar ‘Fazilet’ plağını yaptığında, bırakınız Türkiye’yi dünyada Alevilik on plana çıkmıştı.” Murtaza Yalçın’ın dediği gibi üstat, yeteneğiyle hem ununu hem Aleviliği sınırlar ötesine ulaştırmayı başarmıştı.

Bunun üzerine Feyzullah Çınar, 1969 yılında Strasbourg Üniversitesi tarafından davet edilerek Fransa’ya gitti. Avrupa’nın birçok kentinde Anadolu halk müziği ve Alevilik hakkında konferanslar, konserler vermiştir. Radyo ve televizyon programlarına katılarak Aleviliği anlatmıştır. İki uzunçaları, Fransız Radyo-Televizyonu ve UNESCO tarafından yayımlanmıştır.

Güçlü sesi ve yorumuyla birçok sanatçıyı etkilemiş, örnek olmuştur. Zülfü Livaneli de öğrencilik yıllarında Feyzullah Çınar’dan etkilenen sanatçılarımızdandır. Okulunu bitirene dek yanından hiç ayrılmaz. 1974 yılında okulu bitirdikten sonra Gün Plak diye bir şirket kurar ve ozana iki adet uzunçalar plak yapar.

Onu tanıyanlar, onurlu ve dürüst bir insan olduğunu hep yüksek sesle dile getirirler. Bir gün dost muhabbetinde anlatılan bir olay beni çok etkilemişti. Bu asil davranış örneğini sizinle de paylaşmak istedim:

Mihneti bir deyişinin mahlasını Feyzullah Çınar olarak yazar, bu deyiş tam senlik der ve ozana okumasını söyler. Feyzullah Çınar kızarak, Mihneti’ye donup, “benim hırsıza benzer bir yanım mı var” diye sorar. Mihneti bunun üzerine ozandan özür diler.

Felek son verdi omura
Yirmi dört Ekim gününe
Çarşamba günü kabire
Koyan dostların aşkına

Servet Denizer’in göçü
Bin dokuz yüz seksen üçü
İçimizde kardeş bacı
Olumsuz sevgin aşkına5

Ve olum erken yakalar Feyzullah Çınar’ı. 24 Ekim 1983 yılında Ankara’da bir parkta olmuş olarak bulunur. Ardında altmıştan fazla plak, birçok kaset ve derleme bırakarak.

Fransa’da Strasbourg Üniversitesi’nde adına kursuler açılmıştı. Türkolog Madam Melikof’un araştırmasına kaynak olmuştu. Ama buna rağmen aynı Feyzullah Çınar, Türkiye’de belediye temizlik işlerinde çöpçü onbaşısı olmaktan ileriye gidemedi. Öldüğünde cebinde on lirayla oldu... Halka sesleniyorum: Kendi kültürümüze, kendi ozanımıza, yazarımıza, çizerimize, en önemlisi de kendi düşünürümüze sahip çıkmalıyız. Onların aç-açık gezmelerine izin vermemeliyiz... Çünkü Feyzullah Çınar’ı Altun Çınar bir daha doğurmaz.6

Koca Çınar’ın olumu tüm dostlarını derin üzüntüye boğar. Manevi kızım dediği Kul Rabiâ duygularını şu dörtlüklerle ifade eder.

Ne şöyleyim koca çınar ben sana
Dile sığmaz söze sığmaz birisin
Sardık benliğini sızlayan cana
Sen ölmedin yüreklerde dirisin

Bu yıl kara geldi yirmi dört Ekim
Melhem sürmemiş yarama hekim
Çok sorguya çekti savcıyla hâkim
İnanç kervanının yüce serisin7

Serçeşme Dergisi olarak seni, ölümünün yirmi birinci yılında sevgi ve saygıyla anıyoruz Koca Çınar.

Göreve Davet

Bu anma yazısını kaleme almak istediğimde kaynak araştırmaya başladım: İyi denilecek bir arşiv ve kütüphaneye sahibim. Ne yazık ki saatlerce zaman ayırmama, araştırmama karşın Feyzullah Çınar hakkında yeterli yazılı kaynak bulamadım.

Feyzullah Çınar hakkında derli-toplu bir kaynağın, bir kitabın bulunmaması bizim önümüzde duran koca bir ayıptır.

Gelin bu ayıbımızı hep beraber ortadan kaldıralım. Elimizde Feyzullah Çınar’a ait olan bütün belgeleri bir araya toplayalım. Sonra da işi ehline, Koca Çınar’ın dostu Fikret Otyam’a bırakalım.

Sevgili Fikret Otyam ağabeye, Serçeşme aracılığıyla sesleniyor ve öneriyorum: Feyzullah Çınar’ı anlatan bir kitap mutlaka hazırlanmalıdır. Ve bu kitap da senin kaleminden çıkmalıdır.

Kitabın, basılması ve yayımlamasında bana da bir görev düşerse, seve seve yerine getirmeye hazırım.

 Gelemem

Dünyam mı değişti, bilmem ne oldu
Felek kemendini taktı gelemem!.. 
Bir bahçe yapmıştım filizi soldu, 
Esti de sam yeli yaktı gelemem!..

Gece gündüz dert dökerim sazıma, 
Kime kuşem, ben ağlarım yazıma, 
Sarıldılar eteğime dizime 
Yetimler boynunu büktü gelemem!

Sevmek az gelirdi sana tapardım,
Bağrımı oyarak yuva yapardım
Uçup gittin tüm bağları kopardım,
Ayrılık zulmeti çoktu gelemem!..

Mihneti’yim ne ağladım, ne güldüm
Ne yitirdim ne aradım ne buldum
Koca bir çınardım kurudum kaldım
Dallarım yaprağı doktu gelemem!..8

Bu mu Sosyal Adalet

Görmedik kimseden vefa
Derdimize yoktur deva
Ele sefa, bize cefa
Duştu sosyal adaletten

Vücudumuz bitkin, arık
Ellerimiz çatlak, yarık
Ele çizme, bize çarık
Duştu sosyal adaletten

Yalan söze olduk sağır
İçimize girdi kahır
Ele villa, bize ahır
Duştu sosyal adaletten

Altımızda yoktur döşek
Derdimizi kime deşek
Ele taksi, bize eşek
Duştu sosyal adaletten

Feyzullah’ım deme şükür
Şukur diyen kaldı fakir
Ele altın, bize bakır
Duştu sosyal adaletten9

Bana Lahnet

Vücudum etseler lime
Az gelir o Hüseyin’e
Biat edersem Yezide
Bana lahnet bana lahnet

Allah bana haber verse
Yezit de suç yoktur dese
Ben böyle istedim dese
Ona lahnet ona lahnet

Yezit beni kral kılsa
Kainat emrime verse
 Cennetim de senin dese
Girer isem bana lahnet

Allah bir Muhammet Ali
Biri embiya biri Veli
Hüseyin aşkına deli
Olmaz isem bana lahnet

Feyzullah der Allah birdir
İki diyen daim kordur
Yezide lahnet bir nurdur
Doğmaz ise ona lahnet10

NOTLAR:

1       Murtaza Yalçın Kervan Dergisi sayı 35, Mart 1994.

2       Hüsniye Çınar, Kavga Dergisi, sayı 21, Kasım 1992.

3      Kervan Dergisi, sayı 35, Mart 1994.

4       Feyzullah Çınar’ın, Nefes albümünün kapağındaki tanıtım yazısından, Kalan Müzik, 1997.

5       Servet Denizer’in Kervan Dergisin de yayınlanan, Feyzullah Çınar’ın anısına yazdığı uzun şiirinden alınmıştır.

6       Huniye Çınar, Kervan Dergisi, sayı 32, Aralık 1993.

7      Kul Rabiâ Kavga Dergisi, sayı 21, Kasım 1992.

8      Mihneti Baba’dan Feyzullah Çınar’ın anısına.

9      Feyzullah Çınar’ın bu deyişi, Mahmut Erdal’ın, Yine Dertli Dertli İniliyorsun adlı kitabından alınmıştır.

10  Feyzullah Çınar’ın bu deyişi, Kalan Müzik tarafından 1997 yılında yayınlanan Nefes adlı albümden alınmıştır.

 

Ahmet Koçak,
Serçeşme Dergisi, Sayı 4, Kasım 2004.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seçim sonucunu iktidarın ekonomik ve ötekileştirici politikaları belirledi.

Ahmet Koçak Özgeçmiş

Esrarî Kimdir?