Kadına Yönelik Şiddet Protesto Edildi

Kadına yönelik şiddete hayır protesto, yürüyüş ve basın açıklamaları 25 Kasım günü, ülkenin her yerinde yapıldı. Çanakkale ilinin Ayvacık ilçesi Küçükkuyu beldesinde de 25 Kasım günü, aynı saatte iki ayrı yerde yürüyüş ve basın açıklaması yapıldı. DİSK Emekli-Sen öncülüğünde bir grup katılımcı, Küçükkuyu meydandaki “Atatürk Anıtı” önünde; Tüm Emekliler Sendikası öncülüğünde diğer grup ise yaklaşık yüz metre ilerde “Mübadele Anıtı” önünde protesto eylemlerini ve basın açıklamalarını yaptı. Aynı saatte olmasından dolayı ben, “Mübadele Anıtı” önünde yapılan eyleme katıldım.

Tüm Emekliler Sendikasının önünde toplanan yaklaşık kırk kişilik grup, sloganlar atarak “Mübadele Anıtı”nın olduğu meydana yürüdü. Katılımcılar, basın açıklamasının okumasından sonra alanı terk etti. Hazırlanan basın açıklamasında özetle şunlar ifade edildi:

“Nitekim 25 Kasım gününün, dünyanın her yerinde kadına yönelik şiddetle mücadele günü olarak anılmasına vesile olan olayda böyle bir şiddet örneğidir.

Patria, Minerva ve Maria Mirabel kardeşler bundan 52 yıl önce 25 Kasım 1960 yılında Dominik Cumhuriyeti’ni yöneten Rafael Trujillo yönetimindeki diktatörlükle ülkelerinde özgürlük mücadelesi verdikleri için rejim güçleri tarafından tecavüze uğradılar ve katledildiler.

25 Kasım tarihi, bu olaydan esinlenilerek 1999 yılında Birleşmiş Milletler tarafından ‘Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü’ olarak ilan edildi. 1999 yılından bu yana her yıl 25 Kasım tarihi kadına yönelik şiddete dikkat çekmek, farkındalık yaratmak ve kadınlar arasında birlik, mücadele ve dayanışmayı güçlendirmek amacıyla çok çeşitli etkinliklere sahne olmaktadır.(…)

2022 yılında, 25 Kasım, saat 10.35 itibariyle 340 kadın hemcinsimiz eşleri, sevgilileri, babaları, erkek kardeşleri, oğulları, amcaları, dayıları, sevenleri tarafından katledildiler. Öldüren Sevgi İstemiyoruz…”

Aynı gün ve aynı saatte iki ayrı etkinliğin yapılması manidar bir durum. Tüm insanlığın ortak sorunlarının en başında gelen, “kadına yönelik şiddet” konusunda bile tarafların kendi siyasi anlayışını öne çıkartma çabası gerçekten anlaşılır gibi değil. Tamam, hepimizin farklı siyasi düşünceleri var, mücadelemizi de ona göre yapıyoruz. Siyasi içerikli etkinliklerde bir araya gelmekten zorlanıyoruz, hatta gelmiyoruz. Bunlara eyvallah, ama “kadına yönelik şiddet”i protesto etmek, farkındalık yaratmak için yapılan bir etkinlikte siyasi ayrışma nasıl öne çıkartılır? Bunu anlamak gerçekten zor.

Bu ayrışmanın tarafları, kendilerini muhalif olarak tanımlıyorlar. Muhalif böyle olunursa iktidar da bildiğini yapmaya, kendi borazanını öttürmeye devam eder. Çok değil, bu eylemden daha birkaç gün önce, 22 Kasım 2022 tarihinde, “TBMM Genel Kurulu’nda, HDP Grubu’nun kadına yönelik şiddetin araştırılmasına ilişkin önergesinin gündeme alınması önerisi görüşüldü. Öneri, AKP ve MHP’li milletvekillerinin oyları ile reddedildi.” www.cumhuriyet.com.tr

Oysaki, eylem, uzlaşma sağlanarak ortaklaşa yapılmış olsa idi, katılım cılız olmaz; yaşanan kırgınlıklar, kızgınlıklar ve bölge halkının tepkileri de olmazdı.

Bölünerek güçsüz kalmanın başımıza neler getirdiğini hala anlamamış olmamız ne acı.

Ahmet Koçak, Küçükkuyu, 28 Kasım 2022








Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seçim sonucunu iktidarın ekonomik ve ötekileştirici politikaları belirledi.

Ahmet Koçak Özgeçmiş

Esrarî Kimdir?