Kayıtlar

Sivas Katliamında Katledilen Canlarımızı Andık

Resim
Sivas Katliamında katledilen canlarımız, Çanakkale-Ayvacık-Küçükkuyu’da Alevi Kültür Derneği Küçükkuyu Şubesinin öncülüğünde yapılan etkinliklerle anıldı. İlk etkinlik, gündüz saat 13.00’de Belediye Meydanında yapılan basın açıklaması oldu. Etkinlik alanına iki yüz metre mesafede toplanan yaklaşık seksen kişi gündüz saat 12.30 civarında yürüyüş ve sloganlarla belediye meydanına yürüdü. AKD Küçükkuyu Şube Başkanı Rıza Çelik, katılımcılara hitaben kısa bir konuşma yaptı. Daha sonra dernek üyelerinden Hasan Yüce, Alevi Bektaşi Federasyonunun hazırlamış olduğu basın açıklamasını okudu. Bu esnada zaman zaman sloganlar atıldı. Basın açıklamasının okunmasından sonra genç kızımız Deniz Karaman Sivas’ta katledilen canlara ithafen yazılmış bir şiiri okudu. Bunun ardından katılımcılar meydanı terk etti. İkinci etkinlik, akşam saat 20.00’de dernek bahçesinde yapıldı. Yaklaşık iki yüz elli kişi civarında katılımın olduğu etkinliğin sunumunu genç kızımız Derya Karaman yaptı. Duran Yıldırım can...

Bekir (Delibaş) Güven Yoldaşımızı Sonsuzluğa Uğurladık

Resim
Bekir Güven, 3 Ocak 1966 Şanlıurfa, Siverek’te dünyaya geldi. Bekir Güven’in hayat hikayesinin devamını Bekir ve Rukiye’nin 17 Ekim 2021 tarihinde “ Mezopotamya Ajansı”na verdikleri demeçte okuyalım: “Güven, 6 yaşındayken ailesi Aydın Söke’ye yerleşti. Güven ile eşi Rukiye Güven 12 Eylül 1980 askeri darbesi döneminde Türkiye Komünist Partisi’nde (TKP) mücadele ederken, tanıştı. Güven, 12 Eylül askeri darbe döneminde 3 yıl cezaevinde kaldı. Rukiye Güven, tanışmalarını şöyle anlattı: ‘O dönem TKP üyesiydik, ikimizde cezaevine girdik, emniyette tanıştık. 1987’de evlendik. Cezaevinden çıktıktan sonraki süreçte demokrasi mücadelesi içinde yer aldık. 1991 yılında Mersin’de yaşadığımız dönem orada tutuklandı. Malatya Cezaevi’ne gönderildi. Malatya Cezaevi’nde 1 yıl yattı.’ (…) Eşinin birçok tarihi olaylara tanık olduğunu aktaran Güven, ‘12 Eylül darbesinden sonra 1984’te cezaevlerinde yaşanan açlık grevlerinin tanığıdır. 1989’da İstanbul’a yerleştik, sendikal faaliyet çalışmalarında yer a...

Sırdan Gelirim

Resim
  Sırdan Gelirim Halk Ozanı Esrari’nin [Mehmet Şahan] yeni albümünü dijital platformlarda yayınladık. “Sırdan Gelirim” adıyla yayınladığımız bu albümün kaydını, 15 Mayıs 2000 yılında İstanbul, Bağcılar’da bulunan Stüdyo Bayşah’da yapmıştık. Yapımcılığını üstlendiğim albümün tonmaister/masteringini Bayar Şahin, final editingini Tahir Palalı yaptı. Bu yıl, 12 Nisan günü dijital platformlarda yayınladığımız albüm, on bir eserden oluşuyor: “Bu Kâinat, Sırdan Gelirim (Semah), Gönüllerin Padişahı, Hakikat İlminin Gerçek Kapısı, Pirim Hacı Bektaş Velim Merhaba, Yetiş Ya Muhammed Ali, Sofu Hu Demeyi (Semah), Hakk’ı Pek Yakından, Nur-u Hakk’tan (Gel Ey Vaiz), Yücelere Çıkıp, Ey Vaiz.” Albümün tamamını YouTube kanalımızdan dinleyebilirsiniz: youtube.com/@AhmetKocakk Ahmet Koçak, 19 Nisan 2022, Küçükkuyu.

Maksadımız gönül kırmak değildi.

Merhabalar sevgili dostlar, dün gece Facebook'ta kendimce ironi yapmaya çalışarak, biraz da esprili bir paylaşım yapmıştım. Bunun üzerine telefonla arayan dostlarımız oldu ve sözlerimizin yanlış anlaşılmalara neden olacağını ifade ettiler. Öncelikle söyleyeyim, bu mecrada ya da diğer mecralarda bir konu hakkında bir şeyler yazarken de söylerken de “laf olsun, torba dolsun” mantığı ile hiç hareket etmedim, etmem de. Bir konuyu etraflıca anlatmak için, uzun uzun yazılanların bu mecralarda okunmadığını hepimiz biliriz. O nedenle bir şeye vurgu yapmak, dikkat çekmek için olabildiğince kısa yazmaya çalışırız. Dünkü yaptığım paylaşımla amacım, ne kimseye hakaret etmek ne de kırmak değildi. Sadece son dönemlerde sıkça şahit olduğum bir meseleye dikkat çekmek, kendimize bir ayna tutmak istedim. “Geçmişte ve Günümüzde Alevi-Bektaşi Dergâhları ve Cemevleri” üzerine epeyce bir süredir kafa yoruyor, konu hakkında kaynaklar okuyorum. Okumalarım devam ederken, aldığım notlar üzerine, pan...

YouTube - Abone

  Sevgili, arkadaşlar, dostlar, yarenler... Tanıyan dostlar bilirler; basın-yayın dünyasında aktif olarak çalışmayı 2017 yılında bıraktım. Konuk olarak programlara katıldığım televizyon kanalları da OHAL süreci ile kapatıldı. Bunlar kapanınca kendimi ifade edecek tek kanal olarak sosyal medya kaldı. Sosyal medyayı aktif kullanmaya, görüşlerimi aktarmaya çalışıyorum. Bir buçuk yıldır açmış olduğum YouTube kanalımda otuz yıldan fazla emek verdiğim arşivimi paylaşıyorum. Bunun tanıtımını da sosyal medyada yapıyorum. YouTube kanalını açarken maddi bir beklenti içinde değildim. Ama hak kaybına uğramamak için YouTube, 1.000 abone ve 4.000 saat izlenme koşullarını yerine getirmemizi istiyor. Bu koşulları yerine getirmediğimiz taktirde onlar da emeğimize bedavadan el koyacak. Abone sayısını ve izleme saatini hızla yükseltmezsek, YouTube şu ana kadar olan aboneleri ve izleme saatlerini yok sayacak. Kısacası otuz yıllık emeğim zayi olacak. Buna izin vermemek siz dostlarımızın, yarenl...

Ruhi Su’ya Mektup

Resim
Merhabalar sevgili okurlar, usta sanatçı Ruhi Su bundan 36 yıl önce aramızdan bedenen ayrıldı. Kendisini saygı, sevgi ve özlemle anıyorum. 1996 yılında kendisine yazdığım ve  Kervan dergisinin 63. sayısında yayınlan  aşağıdaki "Mektup"u günün anısına sizlerle paylaşıyorum. Aşk ile. Ruhi Su’ya Mektup “Türkü söylemek benim için bir aşk halidir. En güzel aşklarımı Türkü söyleyerek yaşadım. Ne onlar beni aldattı, ne de ben onları. Türkü söyledikçe yeşeriyorum, çiçekleniyorum...” (Ruhi Su) Sevgili okurlar, bu sözcükleri Ruhi Su’dan okuduktan sonra bize söyleyecek, pek bir şey kalmıyor. Bir insan, bir duygu adamı, bir sanatçı; ancak kendisini bu denli sade, bu denli yoğun, bu denli güzel anlatabilir. Bunun içindir ki, bizlere söyleyecek pek bir şey kalmıyor. Daha önceleri de bu sayfalarda Ruhi Su’yu anlatmaya çalıştık (çalıştık diyorum çünkü Ruhi Su’yu anlatmak tam anlamıyla mümkün değil.) Nerede doğduğunu, eğitimini ve kısmen de dünya görüşünü genel hatlarıyla sizlere aktard...