Yetmiş İki Millete Bir Nazarla Bakıyor muyuz? Bir Yol Gazetesi Yazılarım - 4
Yetmiş İki Millete Bir Nazarla Bakıyor muyuz?
Ahmet Koçak
Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin “Yemiş iki millete bir nazarla bak” deyimini aslında hepimiz çok iyi biliyoruz. On üçüncü asırda söylenen bu deyim, bize bir gerçeği de ifade ediyor: Halklar arasında hoşgörüsüzlük, aşağılama, hor görme, üstünlük taslama o zaman da vardı. Hünkâr, onun için insanlığa bu çağrısını yaptı.
Hünkâr’ın, “Yetmiş iki millete bir nazarla bak” düsturu, Alevi-Bektaşi-Kızılbaş felsefesini oluşturan mihenk taşlarından birisidir. Hünkâr’ın bu özdeyişi çok açık, net: Yeryüzünde var olan tüm milletleri birbirinden ayırma, senden olmasa da senin gibi gör.
Hünkâr’ın bu nasihatini cemlerde, muhabbetlerde, panellerde, konferanslarda; dedelerimizden, yazarlarımızdan, akademisyenlerimizden, sanatçı ve ozanlarımızdan da sıkça duymaktayız. O halde bize öğüt, nasihat olarak verilen bu sözün bugün hayatımızdaki karşılığı ne? Pratikte böyle mi?
Maalesef pratikte böyle değil. Irk, millet, ulus diye tabir edilen konuda sıkıntılar günümüzde katmerlenerek devam ediyor: Devlet, geçmişte kendi topraklarımızda Ermeni ve Rum toplumlarına karşı uyguladığı tutumu; günümüzde Ortadoğu coğrafyasında ve kendi topraklarımızda Ezidi, Süryani, Kürt ve Arap toplumlarına karşı uyguluyor: Bu topluluklarla ilgili ayrıştırıcı, ötekileştirici dili ısrarla kullanarak toplumları birbirine düşmanlaştırıyor.
Devletin tektipleştirici politikası, ne yazık ki, Alevi-Bektaşi toplumunun azımsanmayacak bir kesimine de sirayet etmiş durumda. Bunun içindir ki, Alevi-Bektaşi toplumunun önemli bir çoğunluğu, etnik kimlik siyaseti yapan partilerin etki alanına girmiş; o partilerin düşüncelerinin taşıyıcıları konumuna gelmişler: Kendi etnik kimliğinin dışında kalan kesimlere, ayrıştırıcı dil kullanarak hoşgörüden uzaklaşmışlardır. Hünkâr’ın “Yemiş iki millete bir nazarla bak” düsturu toplumun bu kesimi için hiçbir şey ifade etmez hale gelmiştir.
“Biz yetmiş iki millete bir nazarla bakıyoruz ama karşımızdakiler bize böyle bakmıyorlar” diye düşünen epeyce bir kesimin olduğunu da biliyorum. Mesele de bu zaten! Biz felsefemizi, düşüncemizi karşımızdakinin bize nasıl baktığı üzerine mi yoksa Yol’un pirlerinin, ulularının düsturları üzerine mi kurgulayacağız?
Karşımızdaki topluluk ne söylerse söylesin, nasıl davranırsa davransın biz felsefemizin, inancımızın bize verdiği anlayışı unutmadan, inancımızın temel düsturunu yerine getirmeliyiz. Bu topraklarda birlikte yaşadığımız Kürt, Ezidi, Süryani, Ermeni ve diğer etnik toplulukları kendimizden ayrı-gayrı görmemeliyiz. Siz, biz diye ayrıştırma yapmamalıyız.
Kapitalist bir dünyada yaşıyoruz, üretim ilişkileri bizi ister istemez farklı sınıfsal konumlara, pozisyonlara getiriyor. Sağ-sol, vb., gibi siyasi farklılıklar kapitalist dünyanın bir gerçeği. Bu kapitalist dünyanın bir gerçeği de toplumları “ulus kimliklerine”, ırklarına, inançlarına göre ayrıştırmaktır. Kapitalizmin sömürü çarklarından birisi olan milliyetçilik, son üç yüz yıldır insanlığın da temel düşmanlarından birisi olmuştur.
Bunun panzehri Hünkâr’ın “Yemiş iki millete bir nazarla bak” düsturudur. Bu düsturu Alevi-Bektaşi toplumuna, özellikle milliyetçilik zeminine kaymaya çalışan kesimine yeniden hatırlatmak umarım faydalı olur. Aşk ile.

Yorumlar
Yorum Gönder