Gönülden Gören Ozan Garip Kamil - Bir Yol Gazetesi Yazılarım - 3
Gönülden
Gören Ozan Garip Kamil
Değerli dostum halk ozanı Garip Kamil adına 15
Kasım 2019, Cuma günü Antalya’da “Gönülden Gören Ozan
Garip Kamil” adlı bir etkinlik düzenlendi. Bu etkinliğe ben de konuşmacı
olarak katıldım.
Etkinlikte Halk Ozanımız Garip Kamil’i dilim
döndüğünce anlatmaya çalıştım. Bu konuşmamın kısa bir bölümünü gazetede yayınlamıştım. Buraya tamamını alıyorum.
Aşk ile.
17 Mayıs 2020, Küçükkuyu
Merhabalar değerli canlar.
Kıymetli dostum Garip Kamil Babanın bu konserinde bulunup sizlere
hitap etmekten son derece mutluyum. Bu etkinliği organize eden, emeği gecen tüm
dostlara da teşekkür ederim.
Değerli canlar,
Âşık Garip Kamil, namı diğer Kamil Tezerdi, Adıyaman’ın Gölbaşı
ilçesine bağlı Savran köyünde 1962 yılında doğdu. Kamil Baba bebekken hastalandı
gözlerini kaybetti. Görme engelli olduğu için okula gidemedi, kendi ifadesiyle,
“Hayat okulunu” bitirdi. Küçük yaştan
müzikle iç içe olan Kamil türküler dinleyerek büyüdü. On beş yaşında kendisine
bir saz aldı ve çalmayı öğrendi. Türküler söylemeye başladı.
Alevi-Bektaşi kültürü içinde yetişen Garip Kamil cemlerde saz çalarak
deyişler söylemiş, zakirlik yapmıştır. Şiir yazmaya ise mahlasını aldıktan
sonra başlamıştır. Şiirlerinde sevgi, barış, aşk ve özgürlük konularını
işlemektedir. Tasavvuf içerikli şiirleri de vardır. Etkilendiği ozanların
başında Pir Sultan Abdal ve Âşık Mahzuni Şerif gelir. Harabi, Nesimi ve Dertli
Divani’nin etkileri de şiirlerine yansır.
Evli olan Garip Kamil’in Cem Onur ve Didar adında iki çocuğu ve iki de
torunu vardır.
Garip Kamil’in, “Bektaş Dost”
ve “Yol Üzülmesin” adlı iki müzik albümü
yayınlandı.
Bektaş Dost
Kamil’in hayatında bir kişi çok önemli yer tutar. Onun adını her
duyuşunda, tanıştığı ilk günkü heyecanı yüzüne yansır. Bu kişi Hacı Bektaş
evlatlarından Bektaş Ulusoy’dur.
Bir gün
burdan geçecekmiş
Yoluna kurban olduğum
Bahçelere dikecekmiş
Gülüne kurban olduğum
Yoluna kurban olduğum
Bahçelere dikecekmiş
Gülüne kurban olduğum
Kimi yaya kimi
atlı
Sevenler bütün firgatlı
Muhabbeti baldan tatlı
Diline kurban olduğum
Sevenler bütün firgatlı
Muhabbeti baldan tatlı
Diline kurban olduğum
Aşkına
düşenler yanar
Dolusundan içen kanar
Doldurur doldurur sunar
Eline kurban olduğum
Dolusundan içen kanar
Doldurur doldurur sunar
Eline kurban olduğum
Garip Kamil vermiş özü
Efendim kurtarsın bizi
Ne güzel çalardı sazı
Teline kurban olduğum
Efendim kurtarsın bizi
Ne güzel çalardı sazı
Teline kurban olduğum
Bektaş Ulusoy, günümüz Mürşidi Veliyettin Ulusoy’un kardeşidir. Kamil,
O’na olan sevgisi ve bağlılığını “Bektaş
Dost” albümünde de göstermiş. Albüme “Bektaş
Dost” ismini vermekle kalmamış, Bektaş Ulusoy’un bir eserini de
seslendirmişti.
Özünü mü istiyorsun, gözünü mü?
Kamil Baba, Bektaş Ulusoy ile ilk karşılaşması ve mahlasını nasıl
aldığını yaptığım bir söyleşi anlatmıştı:
“Bizim oralarda eskiden Haziran ayından sonra yaylalara çıkarlardı. Yaz
geldi mi sadece köy bekçileri kalırdı köyde. Yazları köyde yaşanmıyordu, serinlemek
için sıcaktan kaçıyorduk.
Yazın sıcağında bir gün yayladayız. Mehmet Babanın kardeşi geldi, ‘Bektaş Efendim geldi’ dedi.
Ben de saza yeni başlamışım, ‘Efendi
geldi’ deyince biz uçtuk tabii, inanç bu. Mehmet Baba’nın olduğu yerle bizim
olduğumuz yer arası bayağı uzak. Babamın bir katırı vardı. Katıra bindim,
geldik. Geldik ki oturuyor Bektaş Efendi, demleniyor. Sofrada sadece tek bir
bardak var. Onun öyle bir huyu vardı, tek bardaktan herkese dağıtırdı: ‘Erenler, bir’den kanacaksınız, ayrı ayrı
bardak olursa o meyhane işi oluyor’ derdi. Gittim elini öptüm, oturdum.
Mehmet Baba’nın babası İbrahim Baba sağ idi o zaman. ‘Efendim, bu da bizim âşığımız, buna da bir
himmet et’ dedi.
Efendim, bardağını bana uzattı, ‘Al’
dedi. O, doluyu verdiğinde canlar ‘Bir
himmet et, bunun gözünü aç’ dediler.
‘İstiyorsa açayım, ama benim verdiğim
şeyden bir eser kalmaz’ dedi. ‘O
zaman dünyaya tapmış olur, ozanlığı
biter’ dedi. Dönüp bana sordu, ‘Özünü
mü istiyorsun, gözünü mü?’ dedi. ‘Efendim, ben gözümü istemiyorum, gözü alsam
ne yapacağım, özümü bana ver yeter’ dedim.
Âşıklık geleneğinde olgunluğa ulaşana mahlas verilir. Kamil Baba
mahlasını da bu muhabbette alır.
“Ben de hiç içmemişim o zamana kadar. Bardağı aldığım gibi bitirdim ve
gene kendi eline sundum. ‘Eyvallah, bak kazandın işte erenler. Alınan bardak
öyle boş yere indirilmez. Kim sana
bardağı vermişse ona teslim edeceksin, bu böyledir’ dedi. Canlara dönüp, ‘Bu kazandı’ dedi. ‘Eyvallah’, deyip sazı aldım elime. İçime bir ateş düştü, öyle bir
söyledim ki…”
Bektaş Efendi ona, “Bundan sonra
sen benim aşığımsın artık” der. Pir elinden bade içen Kamil’i bu aşk iyiden
iyiye yakar. Öyle ki Pir’den doğmanın, âşık olmanın zamanıdır artık. Fütursuzdur
Kamil:
“İsmimiz Kamil, buna bir şey
ekleyelim” dedik. Bektaş Efendi, “Ne
ekleyelim?” dedi. Dedim “Ne
eklerseniz ekleyin.” Dedi, “Garip
Kamil olsun!” Divani de destek verdi. Olduk Garip Kamil.”
Gönülden Gören Ozan
Kamil âmâdır, tıpkı Âşık Veysel, Ozan Şah Turna gibi ten gözü
kapalıdır, ama onların olduğu gibi can gözü, gönül gözü açıktır. O her şeyi, “sevdiğinin cilve naz ile gelişini, suların
coşkun akışını, güllerin güzelliğini” görür. Bakın “Cilve naz ile” şiirinde gördüğü şeyleri nasıl anlatıyor:
Sevdiğim
cilve naz ile
Geliyor canım geliyor
Beni bir acı söz ile
Deliyor canım deliyor
Geliyor canım geliyor
Beni bir acı söz ile
Deliyor canım deliyor
Coşar
suların akışı
Mendilimde var nakışı
Aklımı yârin bakışı
Alıyor canım alıyor
Mendilimde var nakışı
Aklımı yârin bakışı
Alıyor canım alıyor
Garip Kamil söyler dilde
Gözüm kaldı güzel gülde
Mecnun Leyla için çölde
Ölüyor canım ölüyor
Gözüm kaldı güzel gülde
Mecnun Leyla için çölde
Ölüyor canım ölüyor
Ozanlık Hakkındaki Düşüncesi ve İnsan
Sevgisi
Muhabbet ozanlık konusuna dönüyor. Kâmil’in iç dünyasının kapısını biraz
daha aralamak için, “Ozanlık nedir?” diye soruyoruz.
“Ozan halkın dilidir. Halkın dertlerini anlatır. Ozan, hiçbir dil,
din, ırk ayırmadan dünyadaki, bütün canlılara bir nazarla bakan birisi olmalı
diye düşünüyorum. Ozan, dünyadaki bütün insanları, insanlığı sevmeli. Pir Hacı
Bektaş Veli’nin dediği gibi, ‘Hiçbir
milleti ırkından, dilinden, renginden, mezhebinden dolayı’ ayırmıyoruz. Ama
insanlığa derin yara açan kültürlere de herhalde saygı duyamayız.”
İnsan Severiz
Kamil’in eserlerinden biri de “İnsanız,
insan severiz”.
Böyledir
bizim özümüz
İnsanız insan severiz
Gerçeğe bakar gözümüz
İnsanız insan severiz
İnsanız insan severiz
Gerçeğe bakar gözümüz
İnsanız insan severiz
Kurulmuştur
temelimiz
Hakka yanar fenerimiz
Budur bizim emelimiz
İnsanız insan severiz
Hakka yanar fenerimiz
Budur bizim emelimiz
İnsanız insan severiz
Gezeriz
böyle divana
Düşmeyiz şüphe gûmana
Duyulsun bütün cihana
İnsanız insan severiz
Düşmeyiz şüphe gûmana
Duyulsun bütün cihana
İnsanız insan severiz
Bizler
böyle yoğrulmuşuz
Bu meydanda sorulmuşuz
Dostluk için var olmuşuz
İnsanız insan severiz
Bu meydanda sorulmuşuz
Dostluk için var olmuşuz
İnsanız insan severiz
Bizler
yaşarız ölmeyiz
İkrar verince dönmeyiz
Ayrı gayrı hiç bölmeyiz
İnsanız insan severiz
İkrar verince dönmeyiz
Ayrı gayrı hiç bölmeyiz
İnsanız insan severiz
Garip Kamil gönül daldır
Aşkın muhabbeti baldır
Bizde insanlar kutsaldır
İnsanız insan severiz
Aşkın muhabbeti baldır
Bizde insanlar kutsaldır
İnsanız insan severiz
Nedir, insan sevgisi? İnsanı niye bu kadar kutsuyorsun? Diye sorduğumda
Kamil Baba şöyle demişti:
“Tanrıyı insanda gördüğüm için. Benim yüreğimdeki, gönlümdeki tanrı,
bütün dünyayı kucaklayan bir tanrı. Benim inancımdaki tanrı hiçbir canlı
varlığa kıymaz.”
Hüseyin, Nesimi, Bir de Pir Sultan
Biz üç
güzel sevdik aklımız aldı
Hüseyin Nesimi bir de Pir Sultan
Bent etti kendine sevdaya saldı
Hüseyin Nesimi birde Pir Sultan
Hüseyin Nesimi bir de Pir Sultan
Bent etti kendine sevdaya saldı
Hüseyin Nesimi birde Pir Sultan
Gönül
vermeliyiz bizler insana
Mutlak bağlanmalı güzel canana
Yaşamda direnmeyi öğretti bana
Hüseyin Nesimi birde Pir Sultan
Mutlak bağlanmalı güzel canana
Yaşamda direnmeyi öğretti bana
Hüseyin Nesimi birde Pir Sultan
Garip Kamil onlar açtı savaşı
Bize olun dedi zalime karşı
Onların yolunda buluruz (bulduk) barışı
Hüseyin Nesimi bir de Pir Sultan
Bize olun dedi zalime karşı
Onların yolunda buluruz (bulduk) barışı
Hüseyin Nesimi bir de Pir Sultan
Kamil Baba bu şiirinde üç güzelden bahseder. Bunlar “Hüseyin, Nesimi, bir de Pir Sultan”dır.
Şiirinde tarif ettiği bu güzelleri de şöyle anlatıyor:
“Bunlar haksızlığa karşı gelmişlerdir. İnsanlık için birisi derisini
vermiş, birisi asılmış, birisi de bile bile ölüme gitmiştir. Onun için ben
onları örnek alıyorum. O insanlar örnek olmuştur, insanlara, ‘Kötülere, zalimlere hakkınızı yedirmeyiniz!’
demişlerdir.”
Gönül gözüyle gören ozanımız Garip Kamil’i sizlerle başbaşa bırakıyor,
hepinize muhabbetlerimi sunuyorum.
Aşk ile.
Ahmet Koçak, 15 Kasım 2019
Yorumlar
Yorum Gönder